6 Şubat depremlerinin 3. yılında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’ndan çarpıcı uyarı: Riskler biliniyor, önlemler hâlâ alınmıyor
6 Şubat’ın Üçüncü Yılında Acı Hâlâ Taze
On binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı ve 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında, kaybedilen yurttaşlar saygıyla anıldı. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, bu tarihi yalnızca bir anma günü olarak değil, ihmallerin ve görmezden gelinen gerçeklerin ağır sonuçlarını hatırlatma sorumluluğu olarak değerlendirdi.
Deprem Beklenmedik Değil, Önlenebilir
Açıklamada, depremin Türkiye için “beklenmedik” bir doğa olayı olmadığı vurgulandı. Zamanı ve yeri kesin olarak belirlenemese de depremlerin öngörülebilir olduğu, etkilerinin ise yapı kalitesi, denetim ve risk azaltma politikalarıyla büyük ölçüde azaltılabileceği ifade edildi. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma yol açmamasının, sorunun doğadan değil insan eliyle yaratılan zaaflardan kaynaklandığını gösterdiği belirtildi.
Orta Büyüklükteki Depremler Bile Yıkıcı
Ülkede orta büyüklükteki depremlerde dahi büyük yıkımlar yaşandığına dikkat çekildi. 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremler sonucunda 729 binadaki 1036 bağımsız bölümün ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edildiği hatırlatıldı.
Silivri Depremi Uyarı Niteliğindeydi
23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremin, İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarda büyük endişe yarattığı belirtildi. Deprem sonrası iletişim ağının çökmesi, toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliğinin, olası büyük bir depremde yaşanabilecekler konusunda iyimser olunmasını zorlaştırdığı ifade edildi.
Yapı Stoku Hâlâ Yüksek Risk Altında
Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu vurgulandı. Binaların büyük kısmının 2000 yılı öncesinde inşa edildiği, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı ile mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasal hale getirildiği belirtildi.
Resmî Raporlar Tehlikenin Boyutunu Gösteriyor
TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonu’nun 2023 tarihli raporunda ülke genelinde 6–7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiği ifade edilirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yalnızca İstanbul’da 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini açıkladığı hatırlatıldı. Buna rağmen, bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanterinin hâlâ oluşturulmadığına dikkat çekildi.
Kentsel Dönüşüm Riskten Çok Ranta Odaklandı
Yaklaşık 13 yıldır uygulanan kentsel dönüşüm politikalarının deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere dönüştüğü ifade edildi. Oysa dönüşümün; zemin özellikleri, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanlarını kapsayan kamusal bir planlama süreci olması gerektiği vurgulandı.
Depreme Hazırlık Afet Sonrasına Sıkıştı
Depreme hazırlığın, sürekliliği olmayan ve çoğunlukla afet sonrasına bırakılan bir konu haline geldiği belirtildi. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğuna dair şeffaf ve bütüncül bilgilerin paylaşılmadığı ifade edildi.
Toplanma Alanları Hayati Öneme Sahip
Deprem toplanma alanlarının birçok kentte yetersiz olduğu, mevcut alanların bir kısmının ise imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı belirtildi. Toplanma alanlarının yalnızca boş bir alan değil; geçici barınma, su, elektrik, ısınma, tuvalet ve duş gibi temel ihtiyaçları karşılayacak altyapıya sahip olması gerektiği vurgulandı.
Depremler Afete Dönüşüyor
Açıklamada, yaşanan her büyük doğa olayının gerekli önlemler alınmadığı için afete dönüştüğü ifade edilerek, bilimi, planlamayı ve denetimi dışlayan yaklaşımların bunun temel nedeni olduğu belirtildi.
Deprem Bölgesinde Sorunlar Sürüyor
6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, depremden etkilenen bölgelerde barınma, sağlık, eğitim ve altyapı sorunlarının tam olarak çözülemediği ifade edildi. Yeniden inşa sürecinin yalnızca bina yapımıyla sınırlı kaldığı, kentlerin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunun göz ardı edildiği vurgulandı. Deprem sonrası 650 bin konut teslimi vaadine karşın, üçüncü yıl sonunda 455 bin bağımsız bölümün teslim edildiği hatırlatıldı.
“Afetler Kader Değildir”
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, afetlerin kader olmadığını, bilimi ve mühendisliği esas almayan politikaların acı sonuçları olduğunu vurguladı. Güncel ve şeffaf yapı envanteri oluşturulması, kentsel dönüşümün risk temelli bir kamu politikası haline getirilmesi ve yapı üretiminin tüm aşamalarının sıkı biçimde denetlenmesi çağrısında bulunuldu.
“Harekete Geçmek Zorundayız”
Açıklamanın sonunda, 6 Şubat’ta yaşamını yitirenlere karşı sorumluluğun, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğu ifade edilerek, bilimin ve mühendisliğin uyarılarının dikkate alınmamasının yeni felaketlere zemin hazırladığı vurgulandı.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
İlk Yorumu Sen Yap